TGC Basın Özgürlüğü Ödülleri töreni 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde yapıldı. Törende kişi dalında gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ, Kurum dalında ise T24 İnternet Gazetesi, TELE2 Haber Basın Emekçileri ve Cumhuriyet TV Basın Emekçileri ödül aldı. Arı “Türkiye’de basın özgürlüğü, tarihinde görülmediği kadar büyük bir saldırı altında. Bu süreçte de hukuk bir silah olarak kullanılıyor. Hem bağımsız gazeteciliği ortadan kaldırmak, hem de gazetecileri susturmak istiyorlar” dedi. Alican Uludağ da “19 Şubat’ta gözaltına alınmama sebep olan 22 tane sosyal medya paylaşımı aslında benim oto sansür uygulayarak attığım tweetlerdi. Ona rağmen tutuklandım. Çıktıktan sonra yeniden insanlar uyardı. Yeniden dikkat ettim. Şu anki sistem bizi konuşmayan bireyler haline getirmek istiyor” diye konuştu.
Kamera: Gencer KETEN
(İSTANBUL) TGC Basın Özgürlüğü Ödülleri töreni 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde yapıldı. Törende kişi dalında gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ, Kurum dalında ise T24 İnternet Gazetesi, TELE2 Haber Basın Emekçileri ve Cumhuriyet TV Basın Emekçileri ödül aldı. Arı “Türkiye’de basın özgürlüğü, tarihinde görülmediği kadar büyük bir saldırı altında. Bu süreçte de hukuk bir silah olarak kullanılıyor. Hem bağımsız gazeteciliği ortadan kaldırmak, hem de gazetecileri susturmak istiyorlar” dedi. Alican Uludağ da “19 Şubat’ta gözaltına alınmama sebep olan 22 tane sosyal medya paylaşımı aslında benim oto sansür uygulayarak attığım tweetlerdi. Ona rağmen tutuklandım. Çıktıktan sonra yeniden insanlar uyardı. Yeniden dikkat ettim. Şu anki sistem bizi konuşmayan bireyler haline getirmek istiyor” diye konuştu.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri törenle sahiplerini buldu. Tören, Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olan 24 Temmuz 2026 Cuma günü TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlendi. Törende kişi dalında gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ, Kurum dalında ise T24 İnternet Gazetesi, TELE2 Haber Basın Emekçileri ve Cumhuriyet TV Basın Emekçileri ödül aldı.
Tören Mustafa Kemal Atatürk, çalışma ve silah arkadaşlarıyla, mesleklerini sürdürürken ölen-öldürülen tüm gazeteciler için yapılan saygı duruşuyla başladı.
VAHAP MUNYAR: GAZETECİLİĞİN SUÇ OLMADIĞINI ANLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar törenin açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bugün burada, yalnızca ödüllerimizi sahiplerine takdim etmek için değil; basın özgürlüğünün, bağımsız gazeteciliğin ve halkın haber alma hakkının taşıdığı değeri bir kez daha birlikte hatırlamak ve hatırlatmak için bir araya geldik. Basın özgürlüğü, çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez temelidir. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin değil, toplumun gerçekleri öğrenme ve doğru haber alma hakkının da güvencesidir. Bu özgürlüğün önüne konulan her engel, aslında bu ülkede yaşayan her yurttaşın yaşamını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Ne yazık ki bu yıl da 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nü mesleğimiz ve meslektaşlarımız açısından ağır sorunlarla karşılıyoruz. Sansür, oto sansür, haberlere erişimin engellenmesi, yayın durdurma kararları, ağır para cezaları, resmi ilan kesintileri, gazetecilere yönelik haksız tutukluluk uygulamaları basın özgürlüğünün önündeki en önemli engeller olmaya devam ediyor.
Gazetecilerin güven içinde çalışamadığı bir ortamda toplumun sağlıklı bilgiye ulaşması da giderek zorlaşıyor. Haberin serbest dolaşımı engelleniyor. Anayasamızın güvence altına aldığı basın özgürlüğü; resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber ve fikir alma ve verme serbestisini kapsıyor. Bu nedenle ülkedeki tüm siyasi partilerin, kamu kurumlarının ve özel kuruluşların basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aynı özen ve sorumluluk duygusuyla yaklaşması büyük önem taşıyor. Kamuoyunun haber alma özgürlüğünün sınırlandığı bir ortamda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak gazeteciliğin suç olmadığını anlatmaya, bağımsız gazeteciliği ve halkın haber alma hakkını savunmaya kararlılıkla devam ediyoruz. Gazetecilik yaptığı için tutuklanan meslektaşlarımızı cezaevinde ziyaret ederek dayanışma içinde olmayı sürdürüyoruz. Yargılanan meslektaşlarımızın davalarını izliyoruz. Bu yıl ödül alacak tüm meslektaşlarımızı, kurumların temsilcilerini gazetecilik adına verdikleri zorlu mücadele nedeniyle yürekten kutluyorum”
“24 TEMMUZ ÜLKEMİZ TARİHİ AÇISINDAN SON DERECE ANLAMLI BİR GÜN”
24 Temmuz, yalnızca basın tarihimiz açısından değil, ülkemizin tarihi açısından da son derece anlamlı bir gün. 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde, uzun ve zorlu görüşmelerin ardından İsmet İnönü başkanlığındaki heyet tarafından Türkiye’nin bağımsızlığını uluslararası hukuk önünde tescil eden Lozan Antlaşması imzalanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ardından elde edilen bu büyük diplomatik başarı, Türkiye’nin çağdaş dünyada saygın bir yer edinmesinin de temel taşlarından biri olmuştur. Bu vesileyle Lozan Antlaşması’na imza atan, ülkemizin bağımsızlığı için emek veren tüm devlet insanlarını sevgi ve saygıyla anıyoruz.
“İSRAİL’İN SALDIRILARINI KINIYORUZ”
Bugün dünyanın birçok yerinde gazeteciler, kamuoyunu doğru bilgilendirebilmek adına çok ağır koşullar altında görev yapmaya devam ediyor. Gazze’de yaşanan insani trajedi bunun en acı örneklerinden biri. Filistin Gazeteciler Sendikası’nın açıklamasına göre İsrail saldırılarında yaşamını yitiren gazetecilerin sayısı 264’e ulaştı. Hayatını kaybeden tüm gazetecileri saygıyla anıyor; sivilleri ve gazetecileri hedef alan, uluslararası hukuk açısından kabul edilemez nitelikteki İsrail’in saldırılarını kınıyoruz”
SİBEL GÜNEŞ: EN BÜYÜK İŞVERENİN KAYYIM OLDUĞU BİR ÜLKEDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖDÜLLERİ’Nİ VERİYORUZ
Törenin sunuculuğunu yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ödüllerin her yıl titiz bir çalışmayla belirlendiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Medyada en büyük işverenin kayyım, gazeteciliğin tutukluluk nedeni olduğu bir ülkede Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni veriyoruz. Tüm zor koşullara rağmen umudumuzu hiç yitirmiyoruz. Basın özgürlüğü için, gazetecilerin görevlerini yapabilmesi için mücadelemize devam edeceğiz. TGC Basın Özgürlüğü Ödülleri basın özgürlüğünü savunan, bu uğurda çaba harcayan gazete, dergi, ajans, televizyon, radyo ve internet siteleriyle, düşünceyi ifade özgürlüğü için çaba harcayan akademik kuruluşlara, bu kuruluşlarda çalışmalarıyla öne çıkan kişilere veriliyor. Ödül verilecek kişi veya kuruluşun basın özgürlüğünü savunma yolunda son bir yıl içinde yaptığı çalışmalar değerlendiriliyor”
KENAN KOCATÜRK: GELECEKTE BU KORKU İKLİMİNDEN ÇIKACAĞIMIZ BİR DÖNEMİ UMARIM YAŞARIZ
Törende Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk de bir konuşma yaptı:
“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi II. Dünya Savaşı’nın bitiminde hemen imzalanmıştı. Dünyada da yayıncılığın temel aldığı maddelerden bir tanesi de 9. maddedir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün teminat altına alan bir maddedir. Türkiye’nin bir yıl sonra imza koyduğu ve kabul ettiği bir beyannamedir. Beyannamedeki 19. madde çoğaltma hakkını düzenler ve birinci temel budur. İkincisi de telif haklarıdır. Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin bir raporuna göre dünyanın yüzde 75’i otokrat yönetimler tarafından yönetiliyor. 10 gün önce Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin konferansındaydım. Mısır’dan, Ürdün’den, Filistin’den Tayvan’dan, hatta Amerika’dan birçok yayıncının ve yazarın baskı altında kaldıkları gördük. Bizim doğru haber alma hakkımızı savunan cesur gazeteci arkadaşlarımıza, hem bir yayıncı olarak hem bir vatandaş olarak da teşekkür ediyorum. Onların cesaretiyle gizli kalmış, ne kadar olay varsa hepsini öğrendik. Gelecekte de umarım inşallah bu korku ikliminden çıkacağımız bir dönem yaşarız.”
ADNAN ÖZYALÇINER: SÖZ VE YAZI ÖZGÜR OLMADIĞINDA HER TÜRLÜ ANAYASAL ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ ELİMİZDEN ALINIYOR
Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner ise yaptığı konuşmada şu görüşleri dile getirdi:
“Söz ve yazı özgürlüğünün olmadığı günümüzde her türlü anayasal hak ve özgürlüklerimiz de elimizden alınıyor. Anayasal hakkımız düşünceyi ifade ve yayma özgürlüğünden yoksun olduğumuz gibi insan hak ve özgürlüklerimizden de yoksun oluyoruz. Gazeteciler, yazarlar her türlü haber alma ve haber verme özgürlüğünden yoksunlar. Özgürce haber alıp vermeleri engelleniyor. Şarkılar, türküler, konserler engellenip yasaklanıyor. Dijital ortamda erişime kapatmalar sürüp gidiyor. Eleştirel olsun olmasın şakacı bir sözle hapsi boylayabiliyorsunuz. Doğrucu olan kalemdir. Onu özgür bıraktığınızda yaşanan, yaşatılan her olayın tanığı olacaktır. Yalnız tanık olmakla kalmayacak doğrunun, haklının yanında, ona taraf olacaktır. Onun için düşünce ve ifade özgürlüklerinin engellenmesi yolunda mücadelemizi sürdürüyoruz. Gazeteci, yazar, sanatça, aydınların özgür oldukları gün Türkiye de özgür olacaktır”
GÖKHAN DURMUŞ: GAZETECİLİK HİÇBİR ZAMAN TESLİM OLMADI
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise törende yaptığı konuşmada hak ihlallerine dikkat çekti:
“Sansür memurları bugün tarihin karanlık sayfalarında kalmış olabilir. 118 yıl geçti. Ancak Türkiye’de sansür uygulamalarının son bulduğunu söylemek gerçekten mümkün değil. Sadece biçim değiştirdi sansür uygulamaları. Yasal düzenlemeler, yargı kararları, gözaltılar, tutuklamalar, idari baskılar yoluyla uygulanıyor bugün Türkiye’de sansür. İşte bunun son örneği TCK 217 A maddesi yani halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu. Bu suçlama adı altında onlarca meslektaşımız hakkında soruşturmalar açıldı. Yargılamalara ve tutuklamalara maruz kaldılar. Gazetecilik hiçbir zaman teslim olan bir meslek olmadı. Bu yüzden de o 118 yıl önce açılan mücadele yolu bugün de aslında bizim yürümemiz gereken yolu gösteriyor”
IRMAK SARAÇ: GAZETECİLER ÖZGÜR DEĞİLSE YURTTAŞLAR DA ÖZGÜR DEĞİLDİR
Törende İstanbul Tabip Odası adına konuşan Genel Sekreter Op. Dr. Irmak Saraç ise gazeteciliğin önemine işaret etti:
“Bundan 118 yıl önce bugün gazeteciler, sansür memurlarını matbaalarına almayarak yalnızca kendi mesleklerini değil toplumun haber alma hakkını da savundular. Basın Bayramı olarak kutlanmaya başlamış olan bu günün Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Gününe dönüştürülmüş olması da bize bir gerçeği hatırlatıyor. Özgürlüğün bir kez kazanılıp sonsuza kadar korunan bir hak değil her kuşağın yeniden ve yeniden savunma zorunda olduğu, demokratik bir değer olduğunu gösteriyor. Bugün burada başarılı gazetecilik ödüllerine örneklerini ödüllendirmek için değil, aynı zamanda kamunun haber alma hakkını, gerçeğin peşinde ısrar etmenin değerini ve gazeteciliğin toplumdaki vazgeçilmez yerini hatırlamak için de buradayız. Demokrasi, doğru, güvenilir ve çoğulcu bilgiye erişilebildiği ölçüde güçlenebilir”
Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi Temsilcisi Gürkan Özturan törene katılamadı ve bir mesaj gönderdi: Mesajda şu görüşler yer aldı:
“Türkiye’de bağımsız habercilik yapanlar için devam eden mücadele, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hayati bir önem kazanmış durumda. TGC gibi köklü kurumların varlığı, bağımsız haberciliğin hafızasını canlı tutması ve meslektaşlarımıza moral vermesi açısından paha biçilemezdir. Sizin bu ödülleri vermeniz, sadece birer ismi onurlandırmak değil, aynı zamanda gerçek haberin hala mümkün olduğunu tüm dünyaya haykırmaktır.”
İSMAİL ARI: BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR
Kişi dalında BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’ya ödülünü Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ve Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner takdim etti. Törende yaptığı konuşmada gazetecilerin susturulmak istendiğine dikkat çeken İsmail Arı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu anlamlı günde bu ödüle değer görüldüğüm için çok teşekkür ederim. Türkiye’de basın özgürlüğü, tarihinde görülmediği kadar büyük bir saldırı altında. Bu süreçte de hukuk bir silah olarak kullanılıyor. Hem bağımsız gazeteciliği ortadan kaldırmak, hem de gazetecileri susturmak istiyorlar. Hukuk adına bir şeylerin düzeleceğine dair umutlu değilim. Tutuklu yargılandığım dosyanın 75. gününde soruşturma sürecindeki birçok hukuksuzluğu hakime anlattım. Sulh Ceza Hakimliği kararı olmadan keyfi olarak cep telefonuma el konuldu. Çıplak arama oldu. Bunlarla ilgili olarak mahkemenin suç duyuruları dikkate alınmadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi. Tek bir kamera kaydı incelenmedi. Tek bir log kaydına bakılmadı. Kolluk görevlilerinin birinin dahi ifadesini almadan savcılık bu dosyayı kapattı. Meslek örgütlerimizin öncülüğünde bu hukuksuzluklara ses yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum”
ALİCAN ULUDAĞ: YA GAZETECİLİĞİN ONURUNU ÇİĞNETMEYECEĞİZ YA DA SİMİT SATIP ONURUMUZLA YAŞAYACAĞIZ
DW Yargı Muhabiri Alican Uludağ, kişi dalında verilen ödülünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Lüle’den aldı. Alican Uludağ ödülü alırken duygularını şöyle dile getirdi:
“Bu ödülü öncelikle 18 yıllık gazetecilik hayatımın özellikle son döneminde en çok bedelini ödeyen çocuklarıma ithaf etmek istiyorum. Ayrıca ödülümü gazetecilik yaptğı için şehit olan, saldırıya uğrayan, hapis yatan ve gazetecilikte ısrar eden meslektaşlarıma ithaf ediyorum. 118 yıl önce basında sansür kaldırıldı ama bugün basında sansür, oto sansür hepimizin ağızlarımıza, beynimize yerleşmiş durumda. 19 Şubat’ta gözaltına alınmama sebep olan 22 tane sosyal medya paylaşımı aslında benim oto sansür uygulayarak attığım tweetlerdi. Ona rağmen tutuklandım. Çıktıktan sonra yeniden insanlar uyardı. Yeniden dikkat ettim. Şu anki sistem bizi konuşmayan bireyler haline getirmek istiyor. 90 günlük tutukluluk yaşadım. Onun üzerine 2 aylık bir özgürlük sürecinin ardından tekrar gözaltına alındım. Savcı ifademi bile almadan adli kontrole sevk etti. Benim üzerimden herkese bir gözdağı verildi. Yol ayrımında olduğumuzu düşünüyorum. Ya gazeteciliğin onurunu çiğnetmeyeceğiz. Ya da klasik bir laf vardır. Simit satıp onurlu yaşayacağız.”
KURUM DALINDA VERİLEN ÖDÜLLER… T24 İNTERNET GAZETESİ’NİN ÖDÜLÜNÜ T24 YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ GÖZDE YEL ALDI
T24 Yazı İşleri Müdürü Gözde Yel ödülü TGC Başkanı Vahap Munyar ve Genel Sayman Hakan Güldağ’dan aldı. Ödülü alırken Gözde Yel şunları söyledi.
”T24, yaklaşık 17 yıl önce genel yayın yönetmenimiz Doğan Akın’ın bağımsız gazetecilikteki ısrarıyla kuruldu. Ve hala bugün hem kendisinin, hem genel yayın koordinatörümüz Gökçer Tahincioğlu’nun hem de T24’ü her gün yeniden var eden editörlerimizin, muhabirlerimizin ve yazarlarımızın aynı bağımsız gazetecilik ısrarını sürdürmesiyle yayın hayatına devam ediyor. Bu ortak emeğin en yakın şahitlerinden biri olarak bu ödülü onlar adına teslim almak da benim için gerçekten gurur verici. Türkiye 180 ülke arasında basın özgürlüğünde maalesef 163. sırada. Ama her şeye rağmen hepimiz gazetecilikte ısrar ediyoruz. Umarım gazetecilerin haber yaptığı için yargılanmadığı, haberlerin engellenmediği günlerde yeniden bir araya geliriz”
TELE 2 HABER BASIN EMEKÇİLERİNİN ÖDÜLÜNÜ GENEL YAYIN YÖNETMENİ SÜLEYMAN SARILAR ALDI
TELE 2 Haber Basın Emekçileri adına ödülü Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar aldı. Ödülünü TGC Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç ve Onur Kurulu Üyesi Ayşe Özek Karasu’dan alan Sarılar konuşmasında yaşadıkları zorluklara dikkat çekti:
“Merdan Yanardağ dokuz aydır cezaevinde. Tam 9 ay önce 24 Ekim’de kapımıza dayanan bir kayyım ve polisler yayınımızı kesmişlerdi. Biz de topluca ayrılırken ‘ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız’ demiştik. Üç hafta sonra bir yol yapmıştık. İnternet sitesi ve You Tube kanalıyla bir televizyon yayını gibi yayına başladık. Ama sadece YouTube’da yayınlayabiliyorduk. Maalesef imkanlarımız çok dardı, arkadaşlarımızın fedakarlığıyla basın özgürlüğüne sahip çıkmayı ve izleyiciye ulaşmayı hedefledik. Kurulur kurulmaz RTÜK bizden lisans almamızı istedi. Bizi denetim altına almak istiyorlar. Yani sadece ‘bizim izin verdiğimiz ölçüde yayın yapabileceksiniz’ diyorlar. Biz bunu da reddediyoruz. İktidar, kontrol ettiği haberlerin dışında başka bir şey duyulsun istemiyor. Buna hepimiz direneceğiz”
CUMHURİYET TV BASIN EMEKÇİLERİ ADINA ÖDÜLÜNÜ ERCAN ERDAL ALDI
Cumhuriyet TV Basın Emekçileri adına ödülü cumhuriyet.com.tr Yayın Koordinatörü Ercan Erdal, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Göksel Göksu ile Avukatlar Vakfı Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu’dan aldı.
Ercan Erdal ödülü alırken şöyle konuştu:
“Biz Cumhuriyet ve Cumhuriyet TV olarak gece-gündüz demeden baskılara, sansüre ve tutuklamalara karşı korkusuzca çalışan bir genç ekibiz. O yüzden ödülün gerçek sahibi aslında sahadaki arkadaşlarımızdır. O yüzden ben de arkadaşlarımızı sizlerle birlikte alkışlayıp tebrik etmek istiyorum. Baskının, sansürün olmadığı, sadece haberleri konuştuğumuz özgür yarınlarda buluşmayı umuyoruz.”
Dijital Basın medya takip sponsorluğunda yapılan tören, toplu fotoğraf çekimi ve ikramla son buldu.
Nilüfer Anlık, “Nilüfer’den Anlık, Doğrudan Haber” anlayışıyla ilçeden yükselen tüm gelişmeleri gecikmeden, yalın ve güvenilir bir şekilde sunan; gündemi doğrudan kaynağından takip edebileceğiniz dinamik bir haber platformudur.
Yorum Yap